Çağdaş Qırqız Şiiri Ve Alıqul Osmanovun Qırqız Şiirindeki Yeri Ismayıl Turna Kallimci Muğla 2002

2532
0
2017/12/13
Oy Sayısı 1
Oy Sonucu 5

Çağdaş Qırqız Şiiri Ve Alıqul Osmanovun Qırqız Şiirindeki Yeri Ismail Turna Kallimci Muğla 

----------------

ALIKUL OSMANOV 100 YAŞINDA

Alıkul Osmanov Türk Dünyası’nın önemli edebiyatçılarından biri.. Alıkul Osmanov 100 yaşında, ama Anadolu’daki kardeşleri onu gerektiği kadar tanımıyor. Alikul Osmanov çağdaş Kırgız edebiyatının lirik şiirin öncüsü kabul ediliyor. Kırgız edebiyatında çok önemli bir yeri var.

Alıkul Osmanov Türk Dünyası’nın önemli edebiyatçılarından biri.. Alıkul Osmanov 100 yaşında, ama Anadolu’daki kardeşleri onu gerektiği kadar tanımıyor. Alikul Osmanov çağdaş Kırgız edebiyatının lirik şiirin öncüsü kabul ediliyor. Kırgız edebiyatında çok önemli bir yeri var.

Alıkul Osmanov’u, Kırgız edebiyatının bu önemli abidesini, bu lirik şairini, Zeytinburnu Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Kazlıçeşme Kültür Merkezi’nde düzenlenen bir törenle andık. “Doğumunun 100. Yılında Alıkul Osmanov” etkinliği, Türk Dünyası’nın bu ünlü şairini Anadolu’daki kardeşlerine tanıtmak amacıyla düzenlenmişti. Türk Dünyası Belediyeler Birliği, Kırgızistan İstanbul Başkonsolosluğu, Kırgız Dostluk ve Kültür Derneği, Kırgız Türkleri Dostluk ve Dayanışma Derneği’nin ortaklaşa gerçekleştirdikleri etkinlik, Alıkul Osmanov’un hayatını yansıtan bir fotoğraf sergisinin açılışıyla başladı. 

 

 
Alıkul Osmanov’un hayatını anlatan kısa bir film gösteriminin ardından, Kırgızistan Türkiye Büyükelçisi Prof. Dr. İbragim Junusov, Kırgızistan İstanbul Başkonsolosu Renat Tuleberdiev, Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanı Fahri Solak Alıkul Osmanov’un Kırgız ve Türk edebiyatındaki yerini ve önemini anlatan konuşmalar yaptılar. 

Alıkul Osmanov’un Türk Dünyası’nın ortak değeri olduğunu belirten Kırgızistan Türkiye Büyükelçisi Prof. Dr. İbragim Junusov’un Kırgızistan ve Anadolu Türkleri’nin birbirlerini tamamladıklarını vurgulayan konuşması coşkuyla alkışlandı. Büyükelçi Junusov bu konuda şöyle dedi:

 “Bayraklarımız bir ilahi birliği anlatıyor. Türkiye bayrağında ay ve yıldız var, günün bir kısmını simgeliyor. Kırgız bayrağında güneş var; gündüzü simgeliyor. Ay ve yıldız 12 saat, güneş 12 saat.. Toplarsak, ikisi birlikte günün 24 saatini temsil ediyor. Ay ve güneşin bir günü tamamlamaları gibi, Türkiye ve Kırgızistan, birbirlerini tamamlayan iki kardeş ülkedir. Sonsuza kadar, elele, gönül gönüle yürüyeceğiz.” 

Kırgızistan İstanbul Başkonsolosu Renat Tuleberdiev de, yaptığı konuşmada, Türk Dünyası’nın önde gelen şair, çevirmen ve dram yazarı Alıkul Osmanov’un edebi kişiliğini özetledi. Osman’un yaptığı çevirilerle, Kırgız halkının dünya tarihini ve edebiyatı tanımasını sağladığını söyledi. 

Alıkul Osmanov’un doğumunun 100. yılı dolayısıyla düzenlenen panele Prof. Dr. Gulzura CUMAKUNOVA, Prof. Dr. Emine GÜRSOY NASKALİ, Prof. Dr. Abdıldacan AKMATALİEV, Mirlan NURMATOV, Kalmamat KULAMŞAEV, Dr. Yakup ÖMEROĞLU, Doç. Dr. Kuban ABAKİROV katıldılar. 

ALIKUL OSMANOV (1915-1950) 

Osmanov 1915 yılında, Çüy Eyaleti'ne bağlı Panfilov ilçesinin Kaptal Arık Köyü'nde doğmuş. Küçük yaşında anne ve babasını kaybeden Osmanov 1925’te Bişkek'e getirilmiş ve Yetimler Evi'ne yerleştirilmiş. Osmonov, daha sonra Tokmok şehrine taşınan aynı kurumda eğitimine devam etmiş. 

Osmanov ilk yazı ve şiir denemelerini, ilk olarak kaldığı Yetimler Evi'nde yazmıştı. Eğitimini Bişkek'teki Pedagoji Enstitüsü'nde sürdüren Osmanov, okulun Edebiyat Kulübü kütüphanesinde ünlü Rus yazarlarının eserlerini okuma fırsatı bulur. 

 

İlk şiiri Kızıl Cük [Kızıl Yük]  ,1930 yılında, Bilimdüü Bol [Bilimli Ol] gazetesinin Eylül sayısında şiiri yayımlanan Osmanov’un yazıları çeşitli gazete ve dergilerde aralıksız olarak yayımlanmaya başlar. Osmanov 1933 yılında okulunu bitirdikten sonra yazarlık çalışmalarına ağırlık verir. Verimli bir yazardır; 1935 - 50 yılları arasında Tandağı Irları [Tan Şiirleri], Cıldızduu Caştık [Yıldızlı Gençlik], Çolponstan [Sabah Yıldızı Ülkesi], Mahabat [Sevgi], Canı Irlar [Yeni Şiirler], Menin Cerim Irdın Ceri [Benim Yerim Şiirin Yeri] gibi ondan fazla şiir kitabı yayınlanır. 1950 yılında Moskova'da yayınlanan  Moy Dom [Benim Evim] adlı şiir kitabı onun Sovyetler Birliği edebiyat çevresinde tanınmasına ve ününün uzak ülkelere yayılmasına vesile olur. 
 
Alıkul Osmonov, bir taraftan Kırgız edebiyatının en lirik şiirlerini yazarken, diğer taraftan da Puşkin, Shakespeare, Nizami, Gürcü şair Şota Rustaveli gibi dünya edebiyatında önemli isimleri olan şair ve yazarların eserlerini Kırgızcaya çevirerek, Kırgız halkının dünya edebiyatıyla tanışmasına vesile olur. Rustaveli'nin 'Pars Derisini Örtünen Bahadır', Shakespeare’in 'Otello' ve 'On İkinci Gece' gibi eserlerini Kırgızcaya çevirir ve bu oyunların sahneye konmasına öncülük eder. 

Alıkul Osmanov 1939 yılında “Ardak Belgisi”ne, yani devlet nişanına layık görülmüştür. 1937-1940 yılları arasında Kırgız Yazarlar Birliği Katipliği görevini sürdüren Osmanov, 1946’da Issık Gölü kıyısındaki Çolpan Ata kentinin Birlik Köyü’ne yerleşir ve hayatının sonuna kadar burada yaşar. 

 

Alikul Osmanov’un yaşadığı dönem, Kırgızistan tarihinin en karışık dönemleridir. O yıllarda Kırgızların çektiği acıları konu edinen yazılar ve şiirler yazar: Atacurt [Vatan] şiirinde şöyle seslenir: "Tüm yükünü ben boynuma alayım, Sen dert çekme, ben çekerim Vatanım!" 
Kırgızistan o dönemde Sovyetler Birliği’ne bağlı bir devlettir. Baskıcı komünist ilkelerle yönetilmektedir. Birlikte eğitim gördüğü  Cengiz Aytmatov'un babası Törökul Aytmatov, ünlü Kırgız dilci Kasım Tınıstaov gibi birçok ünlü insanın Stalin döneminde rejime karşı oldukları gerekçesiyle öldürülmeleri, onun ruh dünyasında derin yaralar açılmasına neden olur. Alıkul Osmanov’un eserlerinde yaşadığı bu travmanın yansımaları rahatça görülmektedir. 

İkinci Dünya Savaşı'nın bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi, Kırgızistan’da da büyük maddi ve manevi sıkıntılar yaşanmasına neden olur. Bu sıkıntılar Alıkul Osmanov’un yaşantısını da çok olumsuz etkiler. Çektiği maddi ve manevi sıkıntılar nedeniyle, çocukluğundan beri yakasını bırakmayan verem hastalığını ünlü Kırgız edebiyatçının hayatını kaybetmesine neden olur ve Alıkul Osmanov, 12 Aralık 1950 tarihinde, Issık Göl kıyısındaki evinde hayata veda eder.  

 

Modern Kırgız şiirinin öncüsü sayılan Alıkul Osmonov'un şiirlerinde vatan sevgisinin kutsallığından, insanoğlunun varoluş nedenlerine uzanan çok geniş bir içerik zenginliği buluruz. Ölümle yaşamın birlikte dans ettiği şiirlerinde Alıkul, yaşamanın güzelliğini ve bu güzelliğin ebedi olması arzusunu kendine has bir uslupla dile getirmektedir. Zorluklar ve mücadele içinde geçen yıllardan sonra kurulan Kırgız Cumhuriyeti henüz toparlanamadan İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalır. Bu zorluklar Alıkul’un şiirlerine de yansımıştır. Alıkul Osmanov’un pek çok şiirinde yaşamın sırlarını sorguladığını görüyoruz. Kırgız edebiyatının ana temalarından biri olan otuzlu yaş sorgulamaları Osmanov’un şiirlerinde bir başka derinlik ve güzellik kazanmıştır. Mesela, Cahit Sıtkı’ya belki de “Yaş Otuzbeş” şiirini yazdıran  “Otuz Yaş” adlı şiirinde, hayatın bu dönemini bir kır at olarak görmekte ve şöyle demektedir:  
 
Otuz Yaş
Evet, ömür hem kısadır, hem de az... 
Kader onu ölçüsünden çok yapmaz. 
Az mı çok mu, çekerdim de sineye; 
Oktan hızlı olmasından döner baş. 
Daha dün hiç hesabımda yok iken, 
Nerden çıktı bu kır at binmiş otuz yaş!  
 
O koşuyor, şak deyince kamçılar,
Gitmek için sanki bir de yeri var...
Madem menzil baştan beri bellidir,
Neden hâlâ ivedidir insanlar?
Buna rağmen dinlenmeden, ömrünün,
Başı sonu meçhul yolun adımlar... 
 
Bu gün coştum, eser yoktur dünümden, 
Dün oynarken, geçmez yarın zihnimden. 
Beni aldatan gençliğimle işim yok, 
Yüz bulmuşum sanki biraz ölümden.! 
Onca günün, onca yılın olayı, 
Daha yeni, kaçmış gibi elimden...  
 
Şeytan gördüm, kötülüğü nam salmış,
Zavallı can, masum ama aldanmış.
Ölüm - hayat arasında bu düz yol,
Güzellikle baştan sona donanmış.
Bir limandır, bir an bile boş kalmaz,
Tıka basa dolmaktan da usanmış! 
 
Pahalıymış, değerliymiş gençliğim, 
Altın - yakut gibi kıymet biçtiğim. 
Yanağından şöyle biraz sevmeye, 
Evden barktan hânümandan geçtiğim. 
Kurtulmaya boynumdaki bu yaştan, 
Hükmü geçmez ömrün, zehri içtiğim. 
 
Vazgeçerdim, kâr eylemez ne fayda, 
On sekiz yaş kaldı hangi halayda? 
Otuz da az... Fazla olsa sevinip 
Esenlikte olmak sana kolay da. 
Gücün varken ecelinden öç alıp, 
Halkın için emek harca meydanda!  
 
Kır at sanki uzun yolu aşmakta, 
Doludizgin hep ileri koşmakta. 
Kader onu acımadan sürerken, 
Kamçı ile sağrısına vurmakta. 
İn cin geçmez ıssız bir çöl içinde 
Otuz yaşım gözden kayıp olmakta...  
 
Dur ömürüm, dur ömürüm, ömür dur! 
Rengin sarı, benzin solmuş, göz çukur.. 
Dinlemezsen yok ol haydi, haydi git! 
Bil ki senden güçlü-hırslı ân durur. 
On beş defa tekrar tekrar doğarak, 
On beş defa gençleşirsem kudurur! 
 
Evet, ömür hem kısadır, hem de az
Kader onu ölçüsünden çok yapmaz
Az mı çok mu, çekerdim de sineye
Oktan hızlı olmasından döner baş..
Daha dün hiç hesabımda yok iken
Nerden çıktı birden bire otuz yaş!
10. 08. 1944
Yayın:
Mugla
Dosya Türü:
PDF Document
İçerik Dili:
Türkçe

 Sayın oxucular!
Turuz sitesi bir kültürəl ocaq olaraq dilçiliklə bağlı qonulardan danışır. Bu sitə dilçiliklə bağlı dəyərli bilgilər verməkdədir.Dilimizin tarixi və etmolojisi sahəsində çalışan bu sitə, sözlərin kökü və etimolojisi haqqında, başqa sitələrdən dəyişik olaraq, eyləmlə(fe'l) bağlı anlamların açıqlayır.
Sitəmizdə dilçiliklə bağlı bir çox kitab,sözlük, yazılar əldə edib oxuyabilərsiniz. Umuruq ki bu sitə, siz dəyərli, sayın oxucular yardımıyla, dilçilik qollarının gəlişməsi, yüksəlişi yolunda bir addım götürəbilsin.
Bey Hadi (h.beyhadi@gmail.com)
Təbriz