Bağış

2019 yılının masraflarını karşılaya bilmemiz için yeni yılda Turuza destek olmak için h.beyhadi@gmail.com ile irtibata geçin.

:توروزا یاردیم ائدین

 

پرداخت آنلاین

  تومان  

بانک شماره کارت شماره حساب به نام
بانک سامان 6219-8610-2490-3436 9605-888-2316100-1 محمد حسن هادی طلب
- لطفا در صورت امکان بعد از پرداخت یا واریز، با پیام از طریق نظرات صفحه یاردیم، تماس با ما و یا ایمیل info{at}turuz.com (ارسال نام و نام خانوادگی) ما را از پرداخت خود مطلع سازید.

Bağışlarınızı bu E-postaya bildirin: h.beyhadi@gmail.com

 

2019 Yılının Yardımları

 

Bektaşiliğin İçyüzü-Dibi-Köşesi-Yüzü Ve Asdarı Nedir-1-2-M.Tevfik Oytan-1946-500s

5487
0
2017/5/26
Oy Sayısı 1
Oy Sonucu 7

Bektaşiliğin İçyüzü-Dibi-Köşesi-Yüzü Ve Asdarı Nedir-1-2-M.Tevfik Oytan-1946-500s

 

ben son zamanlarda tekrar derlenen bir kitap okudum.adı bektaşiliğin iç yüzü.ve bu kitabın en başında bektaşi tarikatı erkanı anlatılıyor ve en sonundada bektaşilerin aslında namaz kıldığını şehirli bektaşilerin namaz kıldığını herkesin bildiğinden bahsediyor ve namazdan bahsediyor.namazda caferi usulü namazın aynısı.bu konuda düşüncelerinizi merak ediyorum.

Hekim can ;

Aydın Sormayı huy edinmelidir,sürekli sorgulamayı,alınan cevapları birbirleriyle mukayese yapmayı,yanlışları atıp doğruları yaşatmayı başaranlara biz aydın diyoruz.Körü körüne atalarının yoluna gidenler asla aydın olamıyorlar,kendilerini aydın saysalar bile......

Sorular kısa olabilir ama cevaplar daha kapsamlı olmak zorundadır çünkü cevapların içi dolu olması gerekiyor,tutarlı cevaplar verilmesi gerekiyor,bu ölçülerde yazılanları hep birlikte topluca değerlendirmenizi diliyorum.

 

1-PARÇA BÜTÜNÜ ANLATAMAZ KURALI ESASTIR.

Parçalar bütün hakkında fikir verebilirler ama hiçbir parça bütünü TAMAMIYLA anlatamaz,fil örneğini bilirsiniz,filin neresini tuttuğunuza göre fili tarif edersiniz ve hepsi farklı tariflerdir ve hiçbiri filin bütününü anlatamaz.

Bir meyvenin kabuğu,içi ve özü farklı tatlardadır ve hiçbirisi tek başına meyvenin tadı değildir belki en egemen olan tadı tanımlayabiliriz ama meyvedeki diğer tatlar aykırı bir durum oluşturur.

Bozuk saat günde iki kez doğruyu gösterir ama aslında saat bozuktur,o doğru zamanda bakan kişi saatin bozuk olduğunu bilmez.

İmanlı bildiğimiz bir insan hayatının belli anlarında yanlış işler yapabileceği gibi imansız biriside belli anlarda güzel kabul ettiğimiz iyi işler yapabilir,bunlar lokal durumlardır aykırı durumlardır ve o kişileri bu lokal durumlarla tanımlamak yanıltıcıdır,bütüne esaslı noktalara egemen unsurlara bakmak zorundayız,tabi hem insanlar hem kavramlar hem konular hakkında yanılmak istemiyorsak.

Uzatmayalım bütüne bakıp,egemen unsurları tesbit edip ismi tanımı öyle koymak zorundayız,bütünden CIMBIZLA seçtiğimiz UNSURLAR bizi daima yanıltır.

Ne yazıkki son dönemlerde bütünün içinden mercekle seçilen parçalarla bilim! Siyaset! Yapılmaya başlandı,mesela Turgut özakman isimli resmi tarihçi çılgın Türkleri yazdı ve kitabın içine milli mücadele boyunca cımbızla seçilmiş parçaları koydu ve bunlarla bir sonuca ulaştı! Oysa tam tersini aktaran binlerce bilgide var,yani bu tür eylemleri bilim olarak değil YÖNLENDİRME OLARAK kabul etmeliyiz.

Özellikle kişileri çizgilerini değerlendirirken lokal durumlara çok dikkat etmeli bütünü görmeye çalışmalıyız,bir kişi batıda çağdaş aydın,güneydoğuda kürt milliyetçisi,orta anadoluda Türkçü,mekkede İslamcı,almanyada batıcı rollerine kalıplarına girebilir ,bir parçayı alıp öne çıkarmak yanıltıcıdır bütünü gözlemlemeliyiz.

Mesela çok canlı bir örnek daha vereyim:M.kemal milli mücadele sırasında balıkesirde bir caminin içinde hutbe okudu peki ya sonra? Bütün hayatı boyunca aynı eylemi bir daha yaptı mı? Peki sadece bu lokal duruma bakarak hüküm verirsek yanıltıcı olmaz mı?

Bilim yapacak isek ciddi isek,objektif isek dürüst olacağız,tüm bilgileri toplayıp birbirine vurup ayakta kalanlarla ,egemen unsurlarla hükmü kuracağız,aykırı bilgileri ayrıca değerlendireceğiz.Sizin sorunuzu bu genel çerçevede irdelemeliyiz.Yoksa sadece o bölüme ve o cümlelere bakarak tanımlama yaparsak yanılırız,yanıltırız,yanlışların yaşamasının sorumlusu oluruz.

 

2-M.TEVFİK OYTAN KİMDİR? KİTABI NEDEN YAZMIŞTIR? HANGİ KAYNAKLARA DAYANMIŞTIR?

İlk baskısının 1939 da yapıldığı biliniyor,neden bu yıl? M.Kemalin ölümünden hemen sonra bunun bir anlamı var mı? bu tarihin özel bir anlamı olabilir mi? Zira M.kemal tarikatlara karşı duyarlıydı.Belki o yüzden önceki hazırlıklarını o ölünce yazma gereği duydu çünkü tek adam yönetimi var nolur nolmaz,belki böyle yorum mümkün yada sıradan bir tarih tamamen tesadüf diye de düşünebiliriz,

................Oytanı tanıyabilseydik daha rahat cevap verebilirdik ama hakkında hiçbir şey bilmiyoruz,kitabında gözlüklü kravatlı bir resim var ve emekli öğretmen olduğu yazılıyor,soyu sopu yolu hakkında bir şey bilmiyoruz,o dönemki siyasal tercihlerini gidiyorsa hangi tarikatlara ittiğini bilmiyoruz,kitabının dışında elimizde başka yazılı eseri de yok.

Kitabı gerçek Bektaşiliği açıklamak için yazdığını söylüyor demek ki 1939 yılları öncesinde de Bektaşiliğin çizgisinin ne olduğu konusunda da kafalar karışık ,zaten yazar ikinci baskıya cevap bölümünde :

Bektaşiliği bir TARİKAT olarak tanımlıyor.Zaten kitabının ismini de BEKTAŞİLİĞİN İÇYÜZÜ dibi-köşesi yüzü ve astarı olarak tanımlıyor.ve kitabında bizim KÜLTÜREL SENTEZ diye ifade ettiğimiz türden bildiğimiz tüm çizgilerden bahsediyor,

Kitaba peygamberimizin , Hz.Alinin,Hz.Hasan ve Hz.Hüseynin temsili resimlerini koyduğu gibi ,hacı bektaşın,balım sultanın kızıl deli sultanın ,kaygusuz abdalın ,m ali Hilmi babanın,Filibeli Ahmet mehdi babanın ve diğer tanınmış Bektaşi babalarının resimlerini temsili resimlerini de koyuyor.cemalettin efendinin,veliyuddin efendinin ve bazı şair ve ozanların resimlerinide ekliyor. Yazar Pirevindeki caminin resminide kitabına koyuyor,düvezi imamlarada ,deyişlere,4 kapı 40 makam felsefesinede yer veriyor,

Yazar Bektaşiliği içinde en üst düzeyde ehli beyt sevgisi bulunan bir tarikat olarak yüceltiyor,Tarikatların baş halkası olarak HASAN BASRİYİ söylüyor ve habibi acemi,davudi tai,marufi kerhi gibi isimleri yüceltip tarikatçılığın kurucularını müçtehit kabul ediyor,Zaten Bektaşiliğin tarikat kökenini açıklarken yesevi,bağdadi,marufi kerhi,davudi tai,hasan basri gibi Sünni tasavvufcuları sayıp Hz.Aliye ! dayandırıyor.

Kitap başka çelişkileride barındırıyor,mesela balım sultanın tarikatı Caferi disiplin altına aldığını da yazıyor.

 

Yeseviden,mevlanadan,Bektaşi babalarından,Sünni tasavvufculardan övgüyle bahsediyor,balım sultanın tarikatı Caferi disiplini altına aldığından behsediyor,hatta hilafetin Hz.Alinin hakkı olduğunu da yazıyor.

Bektaşilerin Kuranın emrettiği ibadete tamamen uyduklarını yazıyor.Öncesinde söylediklerini tam aksine Bektaşilerin Caferi olduğunuda yazıyor.Caferi mezhebinin esasları diye bir bölüm açıp beş esası yazıyor ama ADL tanımında: kendi nefsine güç geleni başkasına yapmamak,nefse dokunacak her şeyden çekinmek gibi TUHAF bir açıklama yapıyor.Bektaşilerin bizim namazımız kılınmıştır diye camiye gitmediklerini ama gizli namaz kıldıklarını yazıyor.

Sonra Caferiyeye göre gusül ve namaz deyip hiçbir Caferi müçtehidin anlatmadığı tarifleri anlatıyor.mesela:

“gusül ağza burna verilir,sağ omuz sol omuz diye alınır diyor,abdestte her şeyi ÜÇ ! defa yaptırıyor.

Sonra NAMAZ şöyle kılınır diye bahis açıp kolların salıverildiğini yazıyor.

Namazda n önce ezan ve kamet kısmı Sünnilerinkinden farklıdır deyip farkı hayırlı amellere geliniz cümlesi olarak açıklıyor ne hikmetse ALİYYEN VELİYULLAH farkından bahsetmiyor.

Bunu Bektaşilerin şeriat babındaki namaz kılışları diye taktim ediyor ve tarikat kısmındaki gizli akidelerine geçelim deyip klasik hırka,taç çerağ meydan gibi sufist unsurlardan bahsediyor.

OYTAN bunlarla kalmıyor BEKTAŞİLERİN BAYRAMLARI diye bir bahis açıyor ve kurban bayramı nevruz bayramı hızırilyas günü ve muharrem ayının onuncu günü diye sayıyor.BEKTAŞİLER RAMAZAN AYI BAYRAMINI MATEM GÜNÜ SAYARLAR ÇÜNKÜ HZ.ALİ RAMAZANDA ŞEHİT OLMUŞTUR diye tuhaf bir cümle daha söylüyor.Ramazan bayramını Bektaşiler sevmezler hoşlanmazlar diye bir tuhaflık daha yapıyor.En büyük bayramları nevruzdur der.

Daha tuhaf bir şey daha yazıyor :

BEKTAŞİLER MUHARREMİN ONUNCU GÜNÜNE MATEM BAYRAMI DERLER,ONLARIN BU GÜNÜ BAYRAM SAYMALARINA SEBEP,CENABI HÜSEYİNİN ÇOLUĞU ÇOCUĞU GİRDABI BELADAN KURTULUP SUYA KAVUŞMALARI,İMAMI ZEYNEL ABİDİNİN SAĞ KALMASIDIR.

Tuhaf bilgiler değilmi?

Kitabın yarısınıda çeşitli deyiş ,şiir ve dörtlüklerle doldurup bitiriyor.

 

Kitabın önsözünde islam camiası üç kısma ayrılır bunlar mutasavvıflar,Sünniler ve Bektaşi ve aleviler diye okuduğumda bakalım daha neleri çarpıtacak diye şüphelenmiştim zaten ve tahmin ettiğim gibi çıktı,kitabı baştan sona çarpıtma,zırva ve çelişkilerle dolu olarak yazılmış. Kendi yazdıklarını kendisi inkar ediyor ,bir sürü ipe sapa gelmez bilgiyi Bektaşiliğin içyüzü diye sunuyor ve acaba neyi hedefliyor?

Bundan önce sorunuza gelelim.

 

Peki , bektaşiliği hasan basri çizgisinde tarikat kabul eden,ve sufistleri ve tarikat önderlerini müçtehit kabul eden OYTAN kitabın küçükte olsa bir bölümünde neden Caferi namaz ve abdestine yer veriyor?

Kendisi şii ,Caferi yada alevi değil ,şii müçtehitlerin kaynaklarını da kullanmamış,hiçbir şii müçtehitten de bahsetmiyor,

Bektaşilik zaten bu kitabın yazıldığı tarihlerde ÇORBA haline gelmiş bulunuyor,biz buna kültürel sentez diyoruz.Yazarda kitabını çorbaya çevirmiş bulunuyor,içine her şeyi koymuş görünüyor. Daha fazla uzatmıyorum: kitabta metre kareye on çarpıtma beş yanlış iki doğru düşüyor.

İçine düştüğü çelişkilerin farkında bile olmadan yazıyor.

Bektaşiler caferidir deyip baştan koyduğu Sünni tarikatçı çizgiyi inkar eden bir yaklaşımdan sonra Caferilerin guslü,abdesti namazı şöyledir dediği bölümde abdest ve guslü YANLIŞ tarif ediyor ama namazda ellerin salındığını doğru yazıyor.

Ciddi ve yazılı bir kaynaktan beslenmeksizin yalan yanlış bir şeyler yazıyor.

Yazdığı bölüm konuyla ilgili olduğu için gusül abdest ve namaza bahis açıyor,ikisini tutturamıyor ,kamet ve ezandaki farkı da sallıyor ama namazdaki ellerin açık olması bilgisini veriyor.

kitabı bilgi açısından daha zengin gözüksün daha çok bilgiyi barındırsın daha çok konuyu kapsasın diye bu bölüme yer açtığını düşünüyorum.

AMA HERŞEYDEN ÖNEMLİSİ MEHMET TEVFİK OYTAN VE BEKTAŞİLİĞİN İÇYÜZÜ İSİMLİ KİTABIYLA İLGİLİ TEZİM ŞU:

 

1- BU KADAR ÇOK ÇARPITILMIŞ BİLGİYİ SEBATAYİSTLER VERİYORLAR.BAŞKA BİR DEYİŞLE BU TÜR ÇARPITMALARI SEBATAYİSTLER YAPIYORLAR.Okuyanlar doğru bilgileri bilmiyorlarsa kafaları karışıyor ve ne yapacaklarını şaşırıyorlar,tavır alamıyorlar,hareketsiz soluksuz kalıyorlar,YILANIN BAZI HAYVANLARI HİPNOTİZE ETMESİ TÜRÜNDEN BİR ETKİ OLUŞUYOR VE BU ETKİ PASİFLEŞTİRİYOR,ETKİSİZLEŞTİRİYOR.DOĞRU YOLU BULMAK ARTIK ÇOK DAHA ZOR HALE GELİYOR.

BU ADAMIN SOYUNU SOPUNU,ideolojik çizgisini BULAMADIM,BULSAYDIM BU TEZİN DOĞRU YADA YANLIŞ OLDUĞU ORTAYA ÇIKACAKTI.Bu noktayı çözebilseydik 1939 dan sonra yazmasını da bu çizgiye oturtabiliriz diye düşünüyorum.

 

2- EĞER BİRİNCİ TEZ DOĞRU DEĞİLSE YANİ BU ŞAHIS SEBATAYİST YADA BENZERİ BİR ÇİZGİDE DEĞİLSE SONUÇ: ZIR CAHİL OLDUĞUDUR,ASLA CİDDİYE ALINMAYACAK BİR ŞAHIS VE ESERİ OLDUĞU GERÇEĞİDİR.

 

Yani ya sebatayist çizgide yada iş olsun diye yazan,bilime maydonoz olan kaşarlanmış CAHİL bir zat ve eseriyle karşı karşıyayız demektir.

 

Yazarlar:
Yayın Yılı:
1946 (Miladi)
Sayfalar:
500
Dosya Türü:
PDF Document
İçerik Dili:
Türkçe

 Sayın oxucular!
Turuz sitesi bir kültürəl ocaq olaraq dilçiliklə bağlı qonulardan danışır. Bu sitə dilçiliklə bağlı dəyərli bilgilər verməkdədir.Dilimizin tarixi və etmolojisi sahəsində çalışan bu sitə, sözlərin kökü və etimolojisi haqqında, başqa sitələrdən dəyişik olaraq, eyləmlə(fe'l) bağlı anlamların açıqlayır.
Sitəmizdə dilçiliklə bağlı bir çox kitab,sözlük, yazılar əldə edib oxuyabilərsiniz. Umuruq ki bu sitə, siz dəyərli, sayın oxucular yardımıyla, dilçilik qollarının gəlişməsi, yüksəlişi yolunda bir addım götürəbilsin.
Bey Hadi (h.beyhadi@gmail.com)
Təbriz